Orta yaş üzerindekilerin sıklıklı bildiği bir cümle aslında bu. Oralet, bir dönemin efsanevi içeceği… Kahvehanelerin meşhur içeceği, evlerin misafir ikramı… Peki Oralet nedir? Oralet üretiliyor mu artık?

Şimdinin gençlerin hatta biraz daha üstündeki nesil Oralet’i bilirler mi? Sanmıyorum. 1980 ve 1990’lı yılların popüler bir içeceğiydi Oralet. Her kahvede mutlaka bulunurdu, büyüklerimiz çay içerken bize de oralet söylerlerdi… 80’li yılların favori içeceği bir şişe içinde toz olarak satılırdı ve içeriğinde baktığınız zaman şeker, asitlik düzenleyiciler, strik asit, doğala özdeş aromalar, renklendiriciler ve tatlandırıcılar bulunuyordu.

Soğuk ya da sıcak günlerin ortak içeceğiydi Oralet… Hem sıcakta hem soğukta zevkle tüketilen sarımsı bir içecek. Kış günlerinin çokça tüketilen bir içeceği olan Oralet sadece kahvehanelerde değil, aynı zamanda evlerde bile tüketilir, misafirlere sunulurdu çayın yanında. Kuşburnu gibi çeşitleri de vardı, elmalısı olanı da…

Çay ve kahvenin alternatifi

Piyasaya sürüldüğü dönemlerde buzdolabının yaygın olmaması nedeniyle soğuk içme alışkanlığı gelişmediğinden, özellikle sıcak içilen, çay ve Türk kahvesine alternatif olmuştur.

Oralet muhtemelen ‘Orange’ yani portakaldan geliyor. Zaten portakal tanecikleri ve limon tanecikleri olan bir içecek. Eczacıbaşı Holding tarafından 1960’lı yıllarda portakal aroması olarak piyasaya sunuldu. 80’li yıllara kadar pazardaki liderliğini tek hakim olarak devam ettirdi. Şehir merkezlerinde, köylerde, ilçelerde, devlet kurumlarında… Kısacası aklına neresi gelirse gelsin gittiğiniz her yerde mutlaka ama mutlaka sizlere ikram edilirdi.

2007’de yeniden üretildi

Kimilerinin çocukluk aşkıydı Oralet… 80’li yıllardan sonra pazara Lezzo gibi markalar da girince, Oralet tahtından oldu; pazarı küçüldü. Lezzo ürünleri boy gösterdi piyasada. 1995’li yıllara gelince de Eczacıbaşı, piyasadan çekilmek zorunda kaldı ve Oralet de artık üretilmedi.

Ama Eczacıbaşı’nın Oralet’i bir marka yaratmıştı, Oralet bir marka olmuştu. Lezzo böyle bir duygu böyle bir izlenim bırakmadı pazarda. Kimse, ‘bana bir Lezzo’ demedi mesela. ‘Bana bir Oralet’ dedi, ama gelen Lezzo’ydu… Bu açıdan bakıldığında Eczacıbaşı tıpkı Selpak gibi Oralet markası da doğurmuş ve piyasada hakim konuma getirmişti. Yıl 2007 olunca Eczacıbaşı yeniden Oralet adıyla bu ürünü üretmeye başlamış olsa da tüketici alışkanlıkların değiştiği bir ortamda ne kadar başarılı olduğu da muamma…

İzleyin: Oralet içeceği nasıl bulundu?

Sizler için Ekşi Sözlük’teki Oralet yazılarından bir kaçı

bakkallarda uzun plastik çubuklar içerisinde satılırdı toz halinde ve kafaya dikerek yerdiniz. bir süreden sonra tükürükle tıkanırdı çubuk, kıvrandırırdı bir de.

küçüklük zamanlarımızın favori içeceğidir. Hatırlarım anneme hep “anne oralet alalım” derdim.. hep uzaydan gelmiş içecek diye düşünürdüm.

dördüncü nesil c vitaminli yazar

kaşık kaşık ta yenilebilir aromalı şeker gibi bir şey

Çocukluğunuza ve ergenliğinize damgasını vuran stratejik bir içecektir.

Küçüksünüzdür. eve alınan ilk günler hiç bitmeyecekmişçesine bir barda sıcak suya birkaç kaşık atarsınız. kavanozun dibine doğru yaklaştıkça sıcak suya atılan oralet miktarı, tepeleme kaşıklardan sürekli azalarak molekül bazında seyretmeye başlar. bittiğinde üzülürsünüz.

en akılda kalan markası lezzodur. eğer lezzo yoksa anneniz “boyalıdır onlar” diyerek almaz. çarşıdan boynu bükük dönersiniz..

lisenin buğulu camlı kantininde içmek ise ayrı bir zevktir. çaydan fiyatı biraz daha yüksektir. piknik bisküvi ile gerek ekonomik gerekse lezzet açısından çok yakın dosttur. arkadaşlarınıza çay ısmarlarsanız pek etkisi olmaz ama oralet ısmarladığınızda gözleri parlar. kısacası güzel bir içecektir bu oralet içeceği.

80’lerin kreşlerinde sıcak süt – adaçayi – oralet döngüsünün, içilebilir/yutulabilir olanı. sağlık bilinçli anne-babalar tarafından “boyalı” ve “şekerli” olduğu icin eve sokulmaz. nostaljik bir öğedir.

yaz tatilinde köye gidip akrabalarıyla köy kahvesine giden çocukların milli içeceği. çocuğun 10 yaşından küçük olması çay içemeyeceği anlamına geliyor sanırım.

bana sevgili babacığımla çocukluğumda yaptığım gezmeleri hatırlatan içecek. en kıymetli anılarım…

kıymetli babacığım ufak kızının minicik ellerinden tutar önce kısa bir sahil gezintisi yapardı onla, sonra bir parkta sallardı onu usulca…

dönüşte de bir esnaf dostun yanına gidilirdi veya öğretmen evine… onlar çay içerlerdi sana da oralet gelirdi ince belli bardakta kırmızı altlıkla…

konuşulanlardan hiçbir şey anlamadan sıcak suyla karıştırılarak hazırlanmış o turuncu şeyi içerdim. bir yandan hep garipserdim bu içeceği içten içe her seferinde, bir yandan da içerdim keyifle ve sessizce…

daha sonraları hiç içmedim…

garip, turuncu tatlı bir hüzündür şimdi bende oraletin imgesi…

Kuzenlerle okey oynayalım diye girdiğimiz kahvehane tarzı yerde, yan masada içenleri görüp hemen ben de istedim bi tane. aman yarabbim, o ne tat! yıllardır içmemenin verdiği susuzluk ve biraz da hayvanlığımın etkisiyle 3 bardak içmişim ama kesmedi. birkaç tane daha içecektim ama midemde yer kalmadığını hissedince vazgeçtim.
yan masaya bir daha baktım, bu sefer yeşil renkli bi şey içiyorlardı. onu da merak ettim, kiviliymiş. kuzen ondan istedi, ben de bir içimlik hüplettim onunkinden ama kesinlikle orjinalden yani portakallıdan şaşmamak gerektiğine hükmettim.

bir de sudan ucuz, (sanırım) 2 lira gibi komik bir rakam tuttu.

sonuç: oralet için, oralet içirin.

iş yerindeki çay kahve makinesinden çay beklerken hassss diye fısıldamayla beraber çıkan, ah ulan evde pentagram albümü dinleyerek diablo oynasam yanında da oralet hüpürdetsem nidalarına sev keden içeçek. çayı imamın abdest suyu kıvamında yapan bu makineden beklediğim en son şeydi. bu makineye gizli gizli bir noel baba edasıyla oralet yükleyen abiye de saygılar sevgiler. dayı ne yaptın be dosyalar birikmiş, hava bok gibi, yarın tatil, sen bana oralet veriyorsun. ah ulan diablo olsa oynasam.

orta yaşlılar hatırlar, eskiden oralet iri taneli ve homojen bir yapıda idi. sonra yeni oralet çıktı ve içinde toz şeker taneleri görünüyordu. eski oralet gibisi yoktu.

ne zaman bahsi geçse aklıma rahmetli dedemi düşürür, yüzümde saçma sapan buruk bir gülümse belirir.. küçükken dedem kahveye gittiğinde ara sıra beni de yanına alır oralet ısmarlardı, kendisi de samsun paketinden bir sigara yakıp çayından içer bana gazete okurdu.. bizim de en büyük keyfimiz buydu. babaannem kızardı “çocuğu da kendine uydurup götürme ne işi var kız çocuğunun oralarda” diye lakin babaannemin bu tarz fırçalarını çok ciddiye almazdık..

Benzer haberler
Coca-Cola, 400 liralık alışveriş çeki dağıtıyor

İzmir depremi sırasında 3.5 milyon liralık bir yardımda bulunan Coca-Cola, pandemi nedeniyle işleri bozulan restoran ve turizm çalışanları için bir Devamını oku

Son Dakika Müge Anlı da Sezon Finalinde Çarpıcı Gelişmeler Ve İddialar Komşudan Geldi! Komşu Her Şeyi İtiraf Etti

ATV'nin sevilen programı Müge Anlı İle Tatlı Sert programında günlerdir konuşulan anne babanın 3 yıl önce öldürülmesi ile ilgili cinayet Devamını oku

Bim 2 Temmuz Aktüel Ürün Listesi! İşte Gelecek Ürünler

2 Temmuz 2021 tarihinden bu yana kampanyalı ürünler için satış başlayacak. 2 Temmuz 2021 tarihinden itibaren ankastre set, zücaciye ürünleri, Devamını oku

Yalova’da Kalbine 13 Santimetrelik Korkuluk Hançer Gibi Saplandı!12 Yaşındaki Çocuğun Mucize Kurtuluşu

Kalbine hançer gibi korkuluk saplanan Hamza Dağ, demirden kurtulup evine gitti. Eve yetişen Dağ, ailesi tarafınca acile kaldırılırken kalbi daha Devamını oku

Galler Kraliyet Hesapları Halka Açıldı! Ortaya Çıkan Rakamlar İse Oldukça Ürpertici

Galler prensi Charles oğluyla ilgili olay açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamanın içeriğinde Prens Charles, oğlu Harry'nin parasını kesmediğini iddia etti. Oğlu Devamını oku

Otomobili Olan Herkesi İlgilendiriyor! Yeni Durum Herkesi Sevindirecek! İşte Alınan Karar

Yaşanan son dakika gelişmesi ile birlikte sigorta poliçeleri ile ilgili kanun resmi anlamda yasalaştı. Trafik sigorta poliçesi fiyatlarda büyük bir düşüş başlayacağı Devamını oku

Baba Kendi Kızına Tacizde Bulundu! Akıl Almaz Olayı Raporda Doğruladı! Mahkeme Bakın Ne Karar Verdi

İstanbul'da yaşanan olayda 17 yaşında olan T.K. öz babası tarafından 7 8 yaşından itibaren istismara maruz kaldığı ortaya çıktı. Küçük Devamını oku